14 Eyl 2026 15:00

Yemen’deki gelişmeler Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Yemen’deki gelişmeler Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Ensarullah’ın Kızıldeniz’deki kazanımları, İsrail rejiminin bölgedeki saldırgan tavırlarını kısıtlarken; bu rejimin Türkiye’yi “tehdit” olarak gösterme çabalarını da geçersiz kılacaktır.

Yemen’de kartlar yeniden dağıtılıyor. Sahadaki durumun seyri, Suudi destekli güçlerin Ensarullah karşısında stratejik bir aciziyet içine girdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Ensarullah’ın son dönemdeki askeri kazanımları, sadece Yemen içindeki dengeleri değil, bölgenin stratejik rotasını da kökten değiştiriyor.

Uzaktan Tehdit Devri Kapandı: Artık Sahada Doğrudan Hakimiyet Var

Yemen’deki gelişmeleri sadece bir “iç çatışma” olarak okumak, büyük resmi kaçırmaktır. Ensarullah, son yıllarda ABD ve İsrail rejiminin bölgedeki en dişli karşıtlarından biri haline geldi. Gazze savaşının başlamasıyla birlikte bu direniş, Filistin halkına destek vermek adına Kızıldeniz’deki İsrail ve Batı menşeli gemileri hedef alarak stratejik bir tavır sergiledi.

Ensarullah’ın son hamleleri ve Babülmendep Boğazı’na yaklaşması, onları “uzaktan tehdit savuran bir güç” olmaktan çıkarıp, hayati deniz yollarının merkezinde “doğrudan saha aktörü” konumuna yükseltti. Bir hafta gibi kısa bir sürede 5.100 kilometrekarelik alanın özgürleştirilmesi, sahadaki dengenin Ensarullah lehine ne kadar hızla değiştiğinin en somut göstergesi.

Türk Medyasındaki “İsrail” Körlüğü

Bu noktada dikkat çeken bir başka husus ise, bazı Türk medya organlarının (özellikle Sabah, Hürriyet ve Yeni Şafak) süreci ele alış biçimi. Bu yayın organları, Ensarullah’ın ilerleyişini herhangi bir somut delil sunmadan “bölgesel istikrarsızlık” olarak yaftalıyor ve gelişmeleri adeta İsrail rejiminin bir ağzıyla yorumluyor.

Bu medya organları, Yemen’deki değişimi Türkiye’nin ulusal çıkarları ekseninde değil, İsrail rejiminin “normalleşme” masallarını destekleyecek şekilde sunmaya çalışıyor. Bu yaklaşım, sadece gerçeklerden kopuk değil, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel güvenlik çıkarlarıyla da örtüşmüyor.

Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat mı?

Aslında, eğer Yemen’deki gelişmelere Türkiye’nin stratejik penceresinden bakılırsa, Ensarullah’ın güçlenmesi Ankara için doğrudan bir tehdit değil, aksine bir “denge unsuru” olarak görülebilir. İsrail rejimi, son yıllarda Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile ittifaklar kuruyor, “Aşil Kalkanı” gibi projelerle hava savunmasını entegre ederek Türkiye’yi kuşatmaya çalışıyor. İsrail medyası her fırsatta Türkiye’yi “bir numaralı tehdit” olarak hedef gösteriyor.

Bu kuşatmacı mantık karşısında, İsrail rejiminin Kızıldeniz’deki hareket alanının daralması ve Ensarullah tarafından sıkıştırılması, Siyonist rejimin bölgesel baskı kapasitesini de törpülüyor. Yani, İsrail’in Kızıldeniz’de meşgul olması, aslında Doğu Akdeniz’deki davranışının da bir nebze dizginleyen bir faktördür.

Sonuç: Doğru Okuma Zamanı

Ensarullah, Batılı güçler ve İsrail rejimi dışında hiçbir bölge ülkesiyle çatışma içinde olmadığını eylemleriyle kanıtlamıştır. Dolayısıyla bu süreci “Suudi-Yemen çatışması” diyerek basitleştirmek, bölgedeki büyük resmi gözden kaçırmaktır.

Bugün Kızıldeniz’de yaşananlar, İsrail rejiminin bölgeyi domine etme projelerine vurulmuş en güçlü tokattır. Bu durumun Türkiye’nin güvenliği ve bölgesel dengeler üzerindeki etkisi, ezberlenmiş “istikrarsızlık” söylemleriyle değil, reel politik gerçeklerle okunmalıdır. Yemen’deki bu değişim, bölgedeki İsrail etkisini sınırlayan ve güvenlik mimarisini yeniden şekillendiren bir unsurdur.

News ID 1938553

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha